? Beni Hatırla

Togan Gökbakar

Bilebile 09.02.2006

Nisan ayında vizyona girecek olan korku filmi "Gen"'in 21 yaşındaki yönetmeni Togan Gökbakar'la yeni filmi ve gelecek planları hakkında sıcak bir sohbet yaptık. Şahan Gökbakar'ın kardeşi olarak tanıdığımız genç yönetmen, ilk uzun metrajlı filmiyle sinemaseverlerin karşısına çıkmaya hazırlanıyor.

En çok dikkat çeken özelliğiniz genç oluşunuz?
Maalesef.

En genç yönetmenlerden birisiniz Türk sinemasında. Bu yaşta popüler isimlerle çalışmak nasıl bir duygu?
Aslında, bahsettiğiniz anlamda bir popüler isimle Doğa dışında çalışmadım. Diğer oyunculardan sadece abim. Popüler isimlerle çalışmayı yaşamadım aslında. Biri abim, öbürü de arkadaşım Doğa. Popüler bir isimle çalışmanın zorluğunu yaşamadım. Herhangi bir kapris, herhangi bir zorluk. Hepsi tiyatro kökenli oyuncular olduğu için gayet profesyonelce çalıştık.

Çektiğiniz filmi, çalışmalara başlarken kafanızda canlandırdığınız filmle kıyaslarsanız, hayal ettiğiniz gibi bir film oldu mu?
Şu an hala kurgu aşamasında. Hayal ettiğimiz şey aslında kurguda biten bir şey. Ama hayal ettiğimiz ve hani böyle çekelim dediğimiz sahneleri %90 ya da %80 oranında çektik. Belki o anda zamanla ya da ışıkla ilgili, günışığının batmasından dolayı hızlı çalışmış olabiliriz ama onun dışında hiçbir şeyi baştan savma yapmadık, teknik anlamda özellikle. Işık filmimiz için çok önemliydi. Atmosfer.. Bunun için ekstra zaman harcadık. Ayrı testler yaptık, ayrı uğraşlar verdik. Bunlara mesai harcadık. Filme bir ışık konsepti yarattık. Genelde hani yabancı filmlerde izlemeye alışık olduğumuz bir tarz aslında. Onu kullandık.

Filmin çekim sürecinde, yönetmen olarak otoriteyi sağlamakta zorluk çektiniz mi?
Ekibimiz çok iyiydi. Set ekibi, kamera ekibi, ışık ekibi.. Herhangi bir otorite boşluğu yaşamadım. Oyuncular da, amaç filmin iyi olması ve bir sahnede bir şeyi yakalamak olduğu için otoritemi sarsacak herhangi bir harekette bulunmadılar.

Sinemamızda çok alışık olmadığımız, farklı bir tür denediniz. Bu film, sizce izleyicisine ulaşabilecek mi?
Türkiye'de korku filmi izleyicisi ne kadar vardır bilmiyorum ama korku filmi seven insanlar Türk sinemasına da pozitif bakan, daha olumlu bakan insanlar.. Yeni bir şey duydum: Geçen ay, gidilen filmler arasında seyircilerin %80'i Türk filmlerine gitmiş. Bu çok güzel bir şey. Daha önce %10'lardaydı bu 1-2 sene önce, şimdi %80'lere çıkmış.

Türk sinemasında yeniden bir hareketlenme yaşanıyor. Gen filmini bu gelişimin neresinde görüyorsunuz?
Gen filmi diğer Türk filmleriyle karşılaştırıldığı zaman herhangi bir lokal olay, lokal espri ya da bizim kültürümüze ait sadece Türk'lerin anlayabileceği birşey taşımayan, daha evrensel bir konusu ve evrensel bir yapısı olan; her anlamda oyunculuk, sanat yönetmeni.. Hani bir İtalyan da izlediği zaman yadırgamayacağı bir yapımız var.

Türk sinemasında çok fazla film çekilmiyor. "Bu kadar az film çekilirken niye bizim hikayelerimiz anlatılmıyor" diye bir eleştiri var. Bunun için ne söylemek istersiniz?
Bizim hikayelerimiz diye birşey olmadığını düşünüyorum. Korku filmi yaptığınız zaman insanları korkutacak şeyler kullanmanız gerekiyor. Bizi korkutan şeylere baktığımız zaman da çocukluğumuza dönüp düşünebiliriz, biz neden korkuyorduk çocukken diye. Türk'lerin korku kültüründe cinler, periler; dini, mistik korku öğeleri ve bunun üzerine dayanan ak sakallı dedeler filan var. Ama Amerikalılar'da boogeyman'ler, öcüler, halloween'ler, cadılar, hayaletler, perili evler, camdan bakan yaşlı kadınlar var. Japonlar'da da, uzun saçlı beyaz tenli kızlar var. Herkesin bir korku kültürü var. Biz onlardan bir tanesini alıp da kullanırsak evet onlardan kopya çekmiş oluruz. Ama bizim hikayelerimiz dediğiniz o mistik şeyleri kullanmak ya da kullanmamak bir seçim. Biz onları kullanmıyoruz. Onları kullanırsak demin dediğim bölgesel bir sınırda kalıyoruz. Daha evrensel bir yapıya ulaşamıyoruz. Atıyorum. Bizim cin ya da peri hikayelerimizden bir yabancı hiçbir şekilde etkilenmez, ya da hiçbir şekilde onu saramaz.

İşe zor bir senaryoyla başladınız. Başarısız olmaktan korkuyor musunuz?
Başarısız olmaktan korkmuyorum. Şöyle de bir şeyim yok. Artık film yapmaya başladım. Her filmim muhteşem olacak gibi bir şey yok. Bu böyle progresif bir iş. Yönetmenlerin işlerine de baktığımız zaman, her çektiğimiz şey, hem hayat deneyimi, hem de yönetmenlik deneyimi olarak size bir şey katıyor. Ben 4 sene bu işin eğitimini aldım ama 1 ayda o 4 seneden çok daha fazla şeyi idrak ettim. Bir sonraki filmimde o sancıların hiçbirini yaşamayacağım. Bir sonrakinde onların ikisinden daha fazla gibi artarak gidecek. Başarısız olursa bu film, ki olacağını düşünmüyorum, ümitsizliğe kapılıp "Bir şey denedim. Ama çok kötü oldu" filan diye düşünmem.

Sizin için bu filmin başarılı olmasının kriteri nedir?
Filmi izlediğim zaman sıkılmadan beğendiğim, yönetmeni olduğum halde, ya da oyuncular izlediği zaman onlar oyuncu olduğu halde kurguyu ya da oyunculukları unutup filmi izlemeye başlamaları. Burada da böyle yapmışım değil de o hikayeye dalmaları bence başarıdır. Benim o DVD'yi rafıma koyup, diğer o D & R'dan aldığım 1000 tane DVD'nin arasında "Bu da güzel bir film, izlenebilir bir film, değişik bir film" diyebileceğim bir şey yapabilirsem, o bir başarıdır benim için. Yoksa, 7 milyon insanın gitmesi ya da 10 bin insanın gitmesi bir kıstas değildir filmin sinema çevrelerindeki başarısını göz önüne alırsak. Uzak'a 5500 kişi gitti. Kurtlar Vadisi'ne milyonlarca insan gidiyor. Ama hangisi daha başarılı. O, soru işareti.

İlerki projelerinizde, yerli sinemamızdan hangi oyuncularla çalışmak istersiniz?
Başarılı oyuncular var. Mesela Doğa ile Yurdaer gerçekten beni, benim beklediğimden daha fazla rahatlattılar. Başarılı oyunculuk, biraz da disiplinli oyunculuktan geliyor bence. Mesela, Doğa ile Yurdaer hakikaten disiplinli çalışıyorlar. Yetenekleri bir yere kadar filmi götürebiliyor. Disiplin olmadan yetenek de havada kalıyor. Çok yetenekli ama çabuk sıkılan, kapris yapan, filmi sadece gelip de diyalog konuşmak olarak gören insanla çalışmak yerine çok disiplinli, oyunculuğunu damarlarında hissederek yaşayan, onun üzerine araştırmalar yapan, filme değer katmaya çalışan disiplinli bir oyuncuyu tercih ederdim.

Sınırsız bütçeniz olsaydı, nasıl bir film çekmek isterdiniz?
Belki büyük bir Kurtuluş Savaşı filmi çekmek isteyebilirim. Yüzüklerin Efendisi gibi yüz bin askerle, yüz bin askerin birbirine koştuğu bir film düşünürsek, Kurtuluş Savaşı ile ilgili bir film çekilebilir, hani güzel bir film, dünya standartlarında.

Adınızın sıkça, abinizle birlikte anılması sizi rahatsız ediyor mu?
Yok. Genelde ağabeyler, kardeşler beraber anılırlar. Bence güzel bir şey.

09.02.2006

Yorumlar

Yorum Yaz
adını ilk kez duydum..
0 Oy
kurtuluş şavaşı ile ilili bir film çekerse, bittiğimizin resmidir.
0 Oy

Ad Soyad :
Email :
Ziyaretçi

İlişkili Filmler

Gen

Gen

x

Film.Com.Tr Kayıt

Yorumlarda sadece rumuzum gözüksün.
x

Şifremi Unuttum